Genel

Said Halim Paşa’nın Kaleminden Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı

Said Halim Paşa (Kahire 1864 – Roma 1921), Osmanlı İmparatorluğu, 1914’te Almanya’nın müttefiki olarak Birinci Dünya Savaşı’na girdiği esnada İmparatorluğun Hariciye Nazırı ve hükûmetin başındaki Sadrazamı idi. Almanya ile yapılmış Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girişini belgeleyen 2 Ağustos 1914 tarihli muahede, Said Halim Paşa ile Alman İmparatorluğu’nun büyükelçisi Baron von Wangenheim tarafından Paşa’nın Yeniköy’deki yalısında imzalanmıştır. Takdim ettiğimiz bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girişi neticesinde yıkılışının Said Halim Paşa’nın kaleminden hikâyesidir.

Kitabın en başında anlatıldığı üzere, Said Halim Paşa, kabinesinde Hariciye Nazırı olduğu Sadrazam Mahmud Şevket Paşa’nın 11 Haziran 1913’te katledilmesiyle, sadrazamlığa getirilir ve 17 Haziran 1913’te Hariciye Nazırlığı vazifesini deruhte ederek yeni hükûmeti kurar.

Ancak hesaplar Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapılmamakta, ona rağmen onun üzerinde yapılmaktadır. Avrupa’nın büyük güçleri, Düvel-i Muazzama, henüz savaş başlamadan taraflarını seçmişler, aralarında ittifak muahedeleri imzalanmış; bu durumda, Osmanlı İmparatorluğu da, kendisine yanaşan Almanya’nın ortaklığını kabul etmek zorunda kalmıştır. Said Halim Paşa; bu vaziyeti ve bundan sonra tarihimizde pek iyi bilinen isimleri Yavuz ve Midilli’ye dönüştürülerek Osmanlı Donanması’na katılmış Goeben ve Breslau gemilerinin Karadeniz’de Rus filosunu kovalayarak Sivastopol Limanı’nı bombalaması hadisesini tafsilatlı bir şekilde ve kendi nazarından değerlendirmelerle eserine aksettirmiştir. Tabii olarak, burada, sadece haricî kuvvetlerin Osmanlı İmparatorluğu’nun dahilî meselelerine tesirleri değil, devrin siyasetine hâkim olan İttihad ve Terakki Fırkası mensuplarının tavır ve niyetleri de görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu, Karadeniz Hadisesi’yle beraber, Said Halim Paşa’nın İmparatorluğun muhafaza etmeye çalıştığını belirttiği tarafsızlığını kaybetmiştir.

Kitabın diğer mühim bölümlerinde, Dünya Savaşı esnasında, dahilî siyasetin çöküşünden ve savaş sonrasında Mütareke yapılıp Barış Konferansları toplanırken Osmanlı İmparatorluğu’nun düştüğü elim vaziyetle İngiltere’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu bölerek kendi tasarrufuna alma arzusundan bahsedilmektedir. Burada belki de en önemli kısım, Ankara Hükûmeti idaresindeki Milli Mücadele henüz sürmekteyken, Paşa’nın söz konusu mücadeleyi Ali Fuad Paşa ve Rauf Bey ile başlatan, hareketin lideri Mustafa Kemal Paşa hakkında yazdıklarıdır. Said Halim Paşa, bu kısımda Mustafa Kemal Paşa’nın geçmişi, şahsiyeti, dış görünüşü, kılık kıyafeti, askerî ve siyasî görüşleri üzerinde durmakta; Anadolu’ya ne şartlarda geçtiğini ve oradaki faaliyetlerini anlatırken, dikkatini çeken bazı insanî kusurlarını da ele almak suretiyle, vatanın bağımsızlığını her şeyin önünde tutmasından ve askerî kahramanlığından bahsetmektedir.

Orta Doğu’daki İngiliz siyaseti ile Hilafet’in öneminin aktarıldığı bölümlerden sonra, Said Halim Paşa’nın eserine ek olarak verdiği, 1856’da Kırım Harbi neticesinde imzalanan Paris Antlaşması’nın yedinci maddesindeki “Bâb-ı Âlî Umumî Hukuk’tan ve Avrupa Devletler Heyeti’nin menfaatlerinden istifade edebilecektir” hükmüne rağmen Avrupa devletleriyle bağı farklı bir surete bürünen Osmanlı İmparatorluğu ile Batı devletleri arasındaki ilişkiyi siyasî ve hukukî açıdan ele alan kısım da gayet kıymetli tarihî bilgi ve siyasî mütalaalar içermektedir.

Bu kitaba şahsî bir hatıradan ziyade, İmparatorluğun çöküşünün devletin en yüksek kademesindeki bir şahsiyet tarafından anlatıldığı yarı resmî bir telhis; hatta İmparatorluk üzerinde oynanan haricî ve dahilî oyunları çok iyi bilen ancak gündelik entrikaları, –tenezzül etmediğinden– gözünden kaçıran vatansever ve Orta Doğu ile İmparatorluğun geleceğinin Osmanlı Hilafeti etrafında toplanacak Müslüman unsurların birliği olduğuna inanan bir devlet adamının müdafaası olarak bakmak lazımdır.

Said Halim Paşa, Mısır Prensi olması hasebiyle, devrinin diğer şahsiyetleri ve devlet adamları arasında ve onlara göre çok iyi yetişmiş biridir. Avrupa’da siyaset ilmi tahsili görmüş ve siyaset ve tefekkür sahasındaki eserlerini, anadili olan Türkçe ve Arapça kadar vakıf olduğu Fransızca yazmayı tercih etmiştir. Bu kitap Said Halim Paşa’nın mükemmel Fransızcasıyla yazılmıştır; fakat muhtemelen müsvedde hâliyle kalıp üzerinde çalışılarak son şekli verilemediğinden bazı karmaşık cümle, düşünce ve kimi yerlerde hatalar barındırmaktadır. Bunu, kendisinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa giriş muahedelerini eserine derç edemediği için okuyucularından af dilediği ve sebep olarak da Ferid Paşa Hükûmeti tarafından tutuklandığında evinde yapılan aramalarda evraklarına el konulmasını gösterdiği kısımda kendi kaleminden okuyabiliriz.

Said Halim Paşa bu kitabı, bilhassa Milli Mücadele ile alakalı kısımlarını, 13 Eylül 1921’de zaferle neticelenen Sakarya Meydan Muharebesi’nden, –savaş esnasında Şark vilayetlerindeki olaylardan mesul tutularak gönderildiği– sürgün yeri Malta’dan ayrılarak Roma’ya gidişinden sonra yazmıştır. Kitabının müsveddesini muhtemelen, 30 Aralık 1921’de Ermeni bir çeteci tarafından katledilmesinden çok kısa bir süre önce tamamlamıştır.

Said Halim Paşa’nın 2000 senesinde Isis Yayınları tarafından Fransızca aslıyla yayınlanan takdim ettiğimiz kitabının tercümesinin sonunda, tercümenin editörlüğünü de titiz bir şekilde yapan Ömer Hakan Özalp’ın eski yazıdan Latin harflerine çevirdiği, Paşa’nın Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, sevk edildiği Divan-ı Âlî’deki savunması ile elinizdeki eserin 1922 Haziranında Sebîlü’r-Reşâd Mecmuası’nda neşredilen “Türkiya’nın Harb-i Umumi’ye İştirakindeki Sebepler” başlıklı bölümü de ek olarak verilmiştir.

Fatih Yücel
el-Alamein – İstanbul, 2018

Twitter

Daima izindeyiz...
%d blogcu bunu beğendi: