Verdun’daki Ateş Çemberi: Fort Douaumont

Yazar : Christina Holstein Çevirmen : Barbaros Uzunköprü

13 Temmuz 1936 tarihinde, 15.000 kadar Birinci Dünya Savaşı gazisi Verdun’daki Douaumont Anıtı’nın önünde barışı korumak için yemin etmek ve bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirmek üzere toplandı. 500 kadar Alman temsilcinin arasında 25 Şubat 1916 tarihinde Douaumont Tahkimatı’nın zaptını müteakip Almanya’nın en yüksek dereceli savaş madalyası olan Pour le Mérite’le ödüllendirilen iki kişiden biri olan Üsteğmen Cordt von Brandis de bulunuyordu.

Bu kalenin diğer kalelerden farkını anlamak isteyen bir ziyaretçinin, kalenin top ateşiyle dövülmüş tepe noktasına çıkması yeterlidir. Deniz seviyesinden 395 metre yükseklikte bulunan Douaumont Kalesi, Verdun’daki muharebe alanının en yüksek noktasıdır ve kalenin zirvesine çıkıldığında kalenin bu noktaya inşa edilme nedeni kolaylıkla anlaşılabilir. Kale, tüm alana hakimdir. 50 kilometrelik alanda başka hiçbir tepenin sunamadığı ve komutanların hayallerini süsleyecek türden, yani cephenin tüm kanatlarına hâkim bir görüş açısı sunar. 1914 yılında Verdun şehrini çevreleyen 28 büyük ve orta ölçekli tahkimat bulunmaktaydı ancak bu tahkimatlar zincirinin kilit noktası Douaumont Tahkimatı’ydı. 1887 yılından itibaren sürekli tahkim edilip geliştirilen, özel betonla kaplanan ve ağır silahlarla donatılan bu tahkimat, General Pétain’in ifadesiyle “savaşın kilit noktası” niteliğindeydi. Almanlar 25 Şubat 1916 tarihinde, yani Verdun Muharebesi’nin dördüncü gününde tahkimatı tüm bu özelliklerine rağmen neredeyse savaşmadan zapt ettiklerinde elde ettikleri başarıya inanmakta kendileri bile güçlük çektiler. (Fort Douaumont’un Almanlar tarafından zaptına ilişkin anlatı WW Türkiye ekibi tarafından orijinal makaleye ek olarak ilave edilmiştir.)

25 Mayıs 1916’da Almanlar içinde 400 kişilik bir garnizon bulunan çetin tahkimata yapacakları saldırıyı iptal ettilerse de, görünüşe bakılırsa bu emir bir mühendis müfrezesine ulaşmamıştı. Teğmen Kunze’nin komutasındaki dokuz adam heybetli tahkimata doğru ilerlemeye başladı. Kunze, bir top mermisi yakınlarında patlayıp onu içeri savurana kadar başlarına herhangi bir şey gelmeden, –görünüşe bakılırsa dışarıdaki Fransız savunmacılar bu kadar küçük bir birliğin Fransız garnizonundan dönen askerler olduğunu sanmıştı– hendeğe nasıl girebileceğini düşünüyordu. Şaşkın Almanlar tehditkâr makineli tüfek yuvalarına doğru ilerlerken hâlâ herhangi bir direnişle karşılaşmamıştı. Kunze ve adamları gülünç bir şekilde birbirlerinin üzerine çıkıp, 3.6 m yukarıdaki makineli tüfek yuvalarına ulaşabilmek için bir insan piramidi oluşturdu. Almanlar birkaç defa birbirlerinin omuzlarından yuvarlanıp devrilmelerinin ardından tahkimata girmeyi başardı. Tabancasını çeken Kunze “eller yukarı” diye bağırarak Douaumont’un her oda ve köşesini yokluyordu. Cesur Alman teğmen Fransız askerlerinin bir kısmının Almanların aralıksız topçu ateşinden korunmak için bodruma sığındığını fark edene kadar ancak birkaç kişiyi ele geçirmişti. İroniktir ki, Fransızların haberleşme sorunu, garnizonu her şey için çok geç olana kadar tahkimata girmekten alıkoydu. Öteki Alman birimleri Kunze ve müfrezesinin yardımına geldiyse de, Verdun’ın en haşmetli tahkimatı esasında tek kurşun atılmadan Kunze ve salladığı tabancasının eşliğindeki birkaç Alman askeri  tarafından düşürülmüştü. [Wiest, Andrew, Fotoğraflarla I. Dünya Savaşı, çev. Selçuk Uygur, Teas Press, 2017, s.117]

Alman İmparatorluğu’nun Veliaht Prensi hatıratına, kale zapt edildiğinde Almanların zafere “bir taş atımlık mesafede” olduğunu yazmıştır. Bununla birlikte Almanlar bu ilk başarıları tamamına erdirebilecek ihtiyat kuvvetlerine sahip değildi ve bu kritik süre kendisinden istifade edilemeden sona erdi.  Her iki tarafın da kayda değer zaferler kazanamadığı aylar geçen o süreçte Douaumont Tahkimatı muharebenin kalbi oldu. Fransız bir harp tarihçisi, Douaumont Tahkimatı’nın kaybedilmesinin Fransızlara 100.000’den fazla can kaybına mal olduğunu yazmıştır. Bu denli güçlü bir tahkimat muharebenin başında icap ettiği seviyede silahlandırılsaydı ve tahkimata yeterli sayıda asker konuşlandırılsaydı, her iki taraftan da kaç can kaybının önüne geçilebilirdi?

 

Douaumont Kalesi ve çevresinin 1916 yılının Nisan ayında kuş bakışı görünüşü.

 

Tahkimatın kaybını takip eden aylarda, Fransızların eşi benzeri görülmemiş süre ve şiddetteki bombardımanlarına rağmen kale -en azından Almanlar için- inşa edilme amacına hizmet ederek mukavemet noktası ve direniş merkezi oldu. Kalenin betondan dış yüzü, şiddetli bombardımanlardan dolayı çok yıprandıysa da yıkılmadı. Yetersiz havalandırmaya, son derece ilkel bir hijyenik ortama, büyük bir patlamaya ve birkaç yangına rağmen tahkimat binlerce Alman askeri için bir barınak, yemek yiyecek, dinlenecek ve sağlık hizmetleri alabilecekleri bir tesis olmayı sürdürdü. Kalenin içi çok da konforlu sayılmasa da, etrafı çevreleyen dehşetengiz ateş çemberinden de evlaydı. 24 Ekim 1916 tarihinde Fransızlar tarafından yeniden ele geçirilen tahkimat, gerekli tamiratın yapılmasının ardından  nihayet inşa edilme amacına hizmet etmeye başladı: Almanları geri püskürtmek çabalarında Fransız piyadelerine destek sağlamak.

Douaumont Tahkimatı misyonunu ne Ekim 1916 tarihinde ne de 1918 Mütarekesi’nde doldurdu; zira tüm olup bitenler Fransızlara iki şey öğretmişti: Birincisi, tahkimatlar tek başlarına düşmanı durdurmaya yetmezdi, ikincisi ise, kullanmasını bilen birlikler için mukavemet seviyesini ziyadesiyle artırırdı. Savaşın ardından Douaumont Kalesi’nin güçlü ve zayıf yanlarını iyice araştıran Fransız askeri mühendisler, elde ettikleri verileri Majino Hattı’nın inşa edilmesinde kullandılar. Sonuç olarak, Fransızlar 1920 ve 1930’larda inançlarını bir kez daha çeliğin ve betonun savunma gücüne bağladılar. Lakin savaş bir kez daha kapıyı çaldığında, hava kuvvetleri ve hızla yol kat eden zırhlı birliklerin ortaklığı savaş sarkacını savunmanın değil taarruzun lehine çevirmeye başladı.

 

Douaumont Kalesi’nin koğuşlarından birinde istirahat eden Alman askerleri.

 

Muharebenin yaralarını gizleyen sık orman, bugün Douaumont Tahkimatı’nı Verdun’ın muharebe alanından ayırıyor ve kolaylıkla görünmesini engelliyor. Günümüzde alana Anıt tarafından yaklaşan bir ziyaretçi, top atışına tutulmuş birkaç piyade barınağı, bir ya da iki siper görebilir, ancak sakin manzarada gördüğü hiçbir şey onu tahkimatın kendisine tam olarak hazırlayamaz. Dört yüz metre boyunca uzanan, tepe noktasında derin bir mermi oyuğu olan, hendeği yabani otlarla kaplanan ve nöbetçi noktalarıyla demir parmaklıkları hâlâ sağda solda görünen Douaumont Tahkimatı, genel itibariyle büyük ve heybetli bir yapı. Tahkimat yalnızca bir askeri mühendislik abidesi değil, fakat aynı zamanda korkunun, sefaletin ve ızdırabın hâkim olduğu şartlarda gösterilen üstün cesaret ve dayanıklılığın da simgesidir.

1925 yılında Berlin’de, Alman harp tarihi anlatısı Schlachten des Weltkrieges’in Douaumont sayısı yayımlandı. Yazının son satırı şu çarpıcı cümleyle son buluyor: Dieser Berg ist uns Schicksal geworden (Bu tepe bizim kaderimiz oldu). Bu ifade bir Almanla ne kadar alakalıysa, bir Fransızla da aynı derecede alakalıdır. Esasen, Douaumont Tahkimatı Majino Hattı’na ilham kaynağı olduğundan dolayı, bir bakıma şu ifadeyi kullanmak yerinde olacaktır: Bu tahkimat bir bakıma, aynı Verdun’ın dehşetlerinin bugün bizim için hayal edilemediği gibi, 1918 senesinde gelip çatacağı hayal edilemez olan İkinci Dünya Savaşı’nda iki taraftan da birçok kişinin kaderi olmuştur.

Verdun Muharebesi’nin en ayırt edici özelliği, 10 ay süren ve muharebe alanını çamur deryasına çeviren bombardımanlardır. Siperler, sığınaklar, bataryalar ve haberleşme hatları yerle yeksan olmuşken Douaumont Tahkimatı yıkılmamıştır. Savaşın bitmesinin akabinde yürütülen araştırmalarda, tahkimata, 2.000 tanesi 270 mm kalibreden büyük olan en az 120.000 top mühimmatı isabet ettiği anlaşılmıştır. Sadece Fransız 400 mm topları ile Alman 420 mm topları kalenin beton dış cephesini delebilmiştir. Kışlanın taştan yapılmış dış yüzeyi yıkılsa da, yapının alt katı muharebe boyunca uygun bir sığınak olarak kalabilmiştir. Savaşın ardından Fransız askeri mühendisler Douaumont Tahkimatı’nın zayıf ve güçlü yanları üzerine çalışmışlar ve elde ettikleri bulguları Almanların Fransa’yı doğudan bir kez daha işgal etmesini engellemek için özel olarak tasarlanmış beton kaplı yeni bir yer altı kaleleri zincirinin tasarlanmasında kullanmışlardı. Bu zincirin adı Majino Hattı’ydı.

 

Fransız makineli tüfek takımı Almanların tahkimatı zapt etmesini engellemeye çalışıyor.

 

1916 yılındaki muharebelere katılmış olan herkes ne yazık ki Majino Hattı’nın inşasını görecek kadar yaşayamadı. Tahkimatın Almanlar tarafından ele geçirilmesinde önemli bir etkiye sahip olan ve bu başarısından dolayı Pour le Mérite madalyasıyla onurlandırılan Yüzbaşı Kalau von Hofe, Nisan 1917 tarihinde, Chemin des Dames’de öldürüldü. Çavuş Wiedenhus, 13 Mayıs 1917 tarihinde, Caillette Ormanı’nda sırra kadem bastı. Yüzbaşı Soltau, 1917’deki tank muharebesinde hayatını kaybetti. Komutan Nicolay, Aralık 1916’daki Fransız taarruzu esnasında Louvemont’da aldığı yaralardan dolayı hayatını kaybetti ve General Mangin,  zehirlendiğine yönelik teyit edilmemiş iddiaların arasında 1925 yılında Paris’te hayata gözlerini yumdu. Majino Hattı’nın inşasına tanıklık edenlerden General Pétain 1940 yılının Haziran ayında Almanlarla mütareke imzaladı. Yüzbaşı Prollius 1942 yılında Hanover’e yapılan bir hava taarruzu esnasında hayatını kaybetti. Brandis ve Radtke, Verdun Muharebesi’nin 15. yıl dönümünü görecek kadar yaşadılarsa da, General de Gaulle’le tanışmak üzere Paris’teki resmi törene sadece Brandis davet edildi. Radtke’nin Douaumont Kalesi’nin zaptında oynadığı rol ömrünün sonuna kadar resmi olarak tanınmadı.

 

Douaumont’un çevresindeki bir taarruz çıkış hattı.

 

Majino Hattı’na ismi verilen André Maginot, 1914 yılının Ağustos ayında Bar-le-Duc bölgesinden milletvekiliydi. Parlamento dokunulmazlığı olmasına rağmen hiç vakit kaybetmeden gönüllü olarak askere yazıldı ve Douaumont Kalesi garnizonunun bir parçası olan 44. Gönüllü Piyade Alayı’na katılmak üzere Verdun’a giden trene bindi. Yeni askere alınan bu gönüllüler, birkaç gün sonra Douaumont köyünden Bezonvaux’a giden taşra yolunun ağaçsız bir bölgesinde kamp yaptılar. Ne gariptir ki, aynı yol 1916 yılının Şubat ayında tahkimata doğru ilerleyen Radtke, Haupt ve Brandis tarafından da kullanılacaktı. Gönüllü birlik oldukça neşeliydi ve Maginot’nun tahkimatın aşağı yakasındaki köy civarında yürüttükleri devriye ve pusu hareketlerine ilişkin düştüğü hatıra yazıları da aynı neşeyi ve kaygısızlığı yansıtıyordu. 1914 yılında Fransız ordusunun mavi ceketleri ve kırmızı pantolonlarıyla gamsız bir şekilde savaşa giden Maginot ve yoldaşları ile 1916 yılı boyunca Douaumont Kalesi için şiddetle çarpışan her iki tarafın kirli ve bitkin askerleri arasında kimsenin tasavvur edemeyeceği kadar şiddetli iki yıllık bir mücadele vardır. Bu savaşın yarattığı dehşetten kaçmak mümkün değildir. Bu askerlerin mezar taşına işlenen en unutulmaz söz ise birkaç kuşak sonra yaşayan Alman bir yazarın imzasına haizdir: Wieder einmal haben Männer Geschichte gemacht. – Bir kez daha insanoğlu tarih yazdı.

Fort Douaumont

 

19. yüzyılda Fransa ile Prusya arasında yapılan savaşın ardından Fransa mağlup olmuş ve Almanlar Fransa’nın doğusundaki pek çok tahkimata el koymuştur. Yeni sınırın yalnızca 40 km ötesinde bulunan Verdun ise yeni bir Alman işgali karşısındaki ilk savunma mevzii ve ilk müstahkem mevki mahiyetini almıştır. Verdun’un on yedinci yüzyıldan kalma tahkimatları, yeni biçilen stratejik rolü gerçekleştiremeyeceği için Meuse Nehri’nin her iki yakasına da yeni tahkimatlar inşa edilmesi planlanmıştı.

Kusursuz bir beşgen şeklinde olan Douaumont Tahkimatı, 1887 yılında Verdun’da yenilenen ilk tahkimat oldu. Kuzeyden güneye 300 metre ve doğudan batıya 400 metre olarak ölçülen tahkimat, bir buçuk metre kalınlığında kireç taşı bloklarından örüldü ve 3-5 metre kalınlığında toprakla kaplandı. Kalenin etrafı yaklaşık altı metre derinliğinde, geniş ve boş bir hendekle çevrilmişti ve bu hendeğin üzerinden geçiş bir asma köprüyle sağlanıyordu. Tahkimatın açık alanındaki sipere top yerleştirildi. İki kattan oluşan iki kışlada ise 900 subay ve asker kalıyordu.

 

Douamont Tahkimatı’nın Alman siperlerinden görünüşü.

 

Tahkimatın yenilenmesi esnasında yığma duvarlar bir metre kalınlığındaki kum tampon ile kaplanmadan önce sütunlar ve beton desteklerle güçlendirildi ve en son yığma duvarların üzerine kalın bir kat daha beton döküldü. 1887 Nisan ayıyla 1888 Kasım ayı arasında gerçekleştirilen yenileme çalışmalarında tahkimat için toplam 28.000 metre küp çimento kullanıldı. Tahkimatı daha iyi korumak kalenin aşağı kısmı önüne toprak yığıldı ve dik olan duvarlar eğimli hale getirilerek bombardımanlardan daha az hasar almaları amaçlandı.

Tahkimatı koruyacak ilk silahlar 1902-1903 yıllarında Bourges Casemate olarak bilinen yeni sistem beton sığınaklara yerleştirildi. Aynı yıllarda Douaumont Tahkimatı için daha fazla silah getirildi ve nihayet tahkimat inanılmaz derecede güçlü, modern ve zırhla kaplı bir yapı haline geldi.

Abone ol

Sitemizdeki güncel içerikleri takip edebilmek için e-bülten listemize kayıt olun.

İlginizi Çekebilir
Daima izindeyiz...