Mussolini’yi Gerçekten Tanıyor Musunuz? “Duce” Hakkında Az Bilinen Dokuz Gerçek

Yazar : Jesse Greenspan Çevirmen : Barbaros Uzunköprü

Takvimler 29 Ekim 1922’yi gösterirken, İtalya’yı kasıp kavuran siyasi ve toplumsal kargaşa arasında başbakanlık teklif edilen Mussolini ve 21 yıllık iktidarı ile ilgili bilinmeyen 9 gerçeği keşfetmeye hazır olun.

 

1.  Mussolini çocukluğunda da şiddete meyilliydi.

 

Mussolini’nin ilkgençlik yıllarını tasvir eden bir portre.

 

29 Temmuz 1883 yılında doğan Mussolini, kavga ve sataşmalara henüz çocuk yaşlarda başladı. Sınıf arkadaşının eline bıçak sapladığı gerekçesiyle 10 yaşındayken yatılı Katolik okulundan uzaklaştırıldı. Benzer bir bıçaklama olayı, gittiği diğer okulda da yaşandı. Kız arkadaşlarından birinin kolunu da bıçakla kestiğini yine kendisi itiraf etmiştir. İnsanları çimdikleyerek ağlatması ufak vukuatlarından sayılırken, etrafına topladığı çetesi ile birlikte çiftlikleri yağmaladığı bilinmektedir. Nihayet bu eğilimi düelloya kanalize ederek mahir bir kılıç ustası haline geldi. New York Times Gazetesi, 1922 tarihinde Mussolini ile rakip bir gazete editörü arasında gerçekleşen düelloyu haberleştirirken, Mussolini’nin vücudundaki 100’den fazla yara izinden de bahsetmiştir.

 

Mussolini “Il Duce” olduğu yıllarda Faşist milislerin eskrim çalışmalarında.

 

2. Mussolini faşist olmadan önce sosyalistti.

 

Mussolini’nin sosyalist günlerinde İsviçre’de genel grev örgütlemeye çalışırken tutuklanmasını müteakip çekilen fotoğrafı – Bern, 1903.

 

Sosyalist bir babanın oğlu olan Mussolini’nin ismi Meksikalı solcu başkan Benito Juarez’den gelmektedir. Amilcare ve Andrea isimleri ise gene ünlü İtalyan sosyalistler Amilcare Cipriani ve Andrea Costa’dan gelir. Mussolini’nin gençliğini düşünecek olursak, bu isimler hiç de uygunsuz değildir. İsviçre’de yaşadığı 1902 – 1904 tarihlerinde sosyalist bir aydın kimliği edinmiş  ve yine sosyalist bir yayın olan L’avvenire del Lavoratore (Emekçilerin Geleceği) isimli dergide yazılarını yayımlamıştır. Akabinde orduya katılmış ve kariyerine öğretmen ve gazeteci olarak devam etmeden önce iki yılını orduda geçirmiştir. Bu dönemdeki yazı ve konuşmalarında Mussolini, kanlı bir devrim ihtiyacından bahsetmiş ve komünist düşünür Karl Marx’ı övmüştür. Hatta daha ileri giderek vatanperverliği eleştirmiştir. Mussolini 1912 yılında İtalyan Sosyalist Parti’nin resmi yayın organı olan Avanti‘nin (İleri) editörü oldu. Ancak iki yıl sonra, Birinci Dünya Savaşı’na verdiği destek sebebiyle gazeteden atıldı. 1919’a kadar fikirleri çok hızlı bir şekilde değişen Mussolini daha sonra Faşist Parti’ye dönüşecek olan faşist hareketin öncüsü oldu.

 

3. İtalyan liderler Mussolini’nin başkaldırısını durdurmak için orduyu harekete geçirmedi.

Silahlı faşist birlikler 1920’den 1922’ye kadar evleri harap ediyor, insanları dövüyor ve hatta onlara zorla hintyağı içiriyordu. Bu tarihlerde Faşistlerin yaklaşık 2.000 kadar rakibi de ortadan kaldırıldı. Fakat tüm bunlar olurken Musssolini polis ve askerden çok cılız tepkiler görüyordu. Bu durumdan cesaret alan Mussolini, 24 Ekim 1922’de yönetime el koymak için “Roma’ya Yürüyüş” olarak bilinen hareketi başlattığında bile, dönemin başbakanı Luigi Facta, bu planı bilmesine rağmen harekete geçmekte ağır kaldı. En sonunda Faşist birlikler hükümet binalarını işgal edip telefon hatlarını ele geçirince Facta, İtalya Kralı III. Vittorio Emmanuele’e olağanüstü hâl ve sıkı yönetim ilan etmesi tavsiyesinde bulundu. Ancak kararsız kalan kral böyle bir şey yapmadı ve olaylar sonunda Facta istifaya zorlandı.

 

Kral III. Vittorio Emanuel (1869-1947)

 

4. Mussolini, yaygın inancın aksine gücü darbe yaparak ele geçirmedi.

İtalya’nın iyi tanınan ancak Faşizm yanlısı olmayan siyasilerinin bölünmüşlügünü ve havadaki şiddet tehdidini göz önünde bulunduran Kral, Mussolini’ye koalisyon hükümeti kurma şansı tanıdı. Ancak başbakanlığı elinde bulunduran ve 300.000 faşist milisin lideri olduğunu iddia eden (gerçek rakam çok daha azdı) propaganda üstadı Duce güç gösterisi yapmaya karar verdi. Bunun üzerine ertesi gün sokakları doldurup taşıran silahlı destekçileri arasına katıldı. Mussolini daha sonra Roma’ya Yürüyüş hareketinin önemini efsaneleştirecekti.

 

5. Mussolini 1925 yılına kadar tam olarak diktatör olmadı.

Başbakan olmasının ardından Mussolini yargının gücünü azalttı, özgür basının sesini kesti, siyasi rakiplerini tutuklattı, Faşist birliklerin şiddetine göz yumdu ve iktidarını güçlendirdi. Ancak tuhaftır ki, kendini diktatör ilan ettiği 1925 yılının Ocak ayına kadar parlamenter sistemi devam ettirdi. 1925 ve 1926 yıllarında gerçekleşen suikast denemelerinin ardından ise ağırlığını iyice hissettirmeye karar vererek muhalefet partilerini kapattı, 100 kadar milletvekilini meclisten attı, siyasi suçlar için idam cezasını yeniden düzenledi, gizli polis faaliyetlerini artırdı ve yerel seçimleri iptal etti.

 

“Il Duce”

6. Kilise düşmanı Mussolini.

Mussolini genç bir sosyalistken ateist olduğunu ilan ederek Katolik inancına karşı taarruza geçmişti. Hatta, İncil’deki “masallara” sadece aptalların inanacağını söyleyecek ve İsa Mesih ile Magdalalı Meryem’in sevgili olduğunu iddia edecek kadar ileri gidecekti. Ruhban sınıfını hedef alan bir de roman yazdı ancak iktidara geldikten sonra Kilise’yle olan ilişkileri düzeltme yoluna gitmeye karar verdi. Bu çerçevede masonluğu yasakladı, ruhban sınıfını vergiden muaf tuttu, doğum kontrol konusunda sıkı önlemler aldı, doğum oranını artırma konusunda kampanyalar düzenledi, kürtaj suçunun kapsamını ve cezanın seviyesini artırdı, gece hayatını sınırladı, kadınların kıyafetleri konusunda kısıtlamalar getirdi ve yetişkin erkeklerin homoseksüel ilişkilerini kanunen yasakladı. Pek çok sevgilisi olsa da, zina suçuna karşı da sert önlemler aldı. 1929 yılında Vatikan ile bir anlaşma imzalayarak Vatikan’a evlilik konusunda resmi bir yetki sağladı ve önceden el konulan gayrimenkulü kiliseye iade etti. Papa XI. Pius daha sonra Mussolini’yi “Tanrı’nın gönderdiği adam” şeklinde anacaktı. Ancak taraflar arasındaki husumet Mussolini’nin ırkla ilgili kanunlarından dolayı tekrar gün yüzüne çıktı.

 

7. Mussolini bir İtalyan İmparatorluğu kurmak istedi.

Mussolini ilk askeri harekâtı 1923 yılında Yunanistan’a ait olan Corfu adasını bombalayarak ve adayı kısmen işgal ederek gerçekleştirdi. Birkaç yıl sonra o dönem İtalyan kolonisi olan Libya’da ortaya çıkan isyanı bastırmak için toplama kampı ve zehirli gaz uygulamalarını işleme koydu. Yasadışı olmasına rağmen benzer uygulamaları 1935 ve 1936 yıllarında Etiyopya’nın işgali sırasında da icra etti ve bu işgal hareketinin ardından İtalya’nın resmen bir imparatorluk olduğunu ilan etti. “İtalya barış, uygarlık ve insanlığı da içinde barındıran Faşist bir imparatorluk” sözü bu düşüncesinin kanıtı niteliğindedir. İtalya üç yıl sonra rotasını bu kez Arnavutluk’a çevirdi ve ülkeyi ilhak etti. Çatışmadan beslenen Mussolini yayılmacı politikasını sürdürürken bir yandan da görüşlerine yakın bulduğu sağcı radikalleri desteklemeyi de ihmal etmiyordu. Örneğin İspanya İç Savaşı’nda General Francisco Franco’nun milliyetçi hareketini desteklemek için cephane ve ikmal malzemeleri göndermiştir.

 

8. İtalyan orduları İkinci Dünya Savaşı’nda perişan oldu.

Mussolini her ne kadar esip gürlese de, Almanların Avrupa’nın büyük kısmını silip süpürdüğü Haziran 1940 tarihine kadar savaşa girmeyecekti. Kısa zamanda İtalya’nın askeri teçhizat bakımından oldukça yetersiz olduğu ortaya çıktı. Üretim hızı ise acınacak haldeydi. ABD’nin bir haftada ürettiği uçak sayısına İtalya ancak bir yılda ulaşabiliyordu. Mussolini savaş planlarını sık sık değiştirdiği için aktif cephelerde de pek etkinlik gösteremedi. Fransızlara karşı güneyden yapılan taarruzlar o kadar cılız kaldı ki, Mussolini’nin imdadına ancak Fransızların Almanlara teslim olması yetişti. Prestijini toparlamak isteyen İtalyan ordusu ve Mussolini hemen akabinde Yunanistan’a saldırdıysa da, neredeyse Arnavutluk’un ortalarına kadar geri püskürtüldü. Kuzey Afrika cephesi de aynı ölçüde perişandı ancak Fransa’da olduğu gibi Mussolini’nin imdadına bu cephede de Almanlar yetişti.

 

Mussolini (soldan ikinci) ve metresi Clara Petacci’nin (ortada) bedenleri – Piazzale Loreto, Milan, 29 Nisan 1945.

 

9. Mussolini güçlük çıkarmadan “tahtından” edildi.

Halihazırda Libya’da ve Etiyopya’da ağır yenilgiler alan İtalyan ordusu bu kez mağlubiyeti anakarada yaşamak üzereydi. Müttefik kuvvetleri 1943 yılında çizmeyi işgale başlayınca aynı yılın 25 Haziran tarihinde Kral Vittorio Emmanuele Mussolini’yi devlet başkanlığından başbakanlığa çekeceğini bildirdi. Bunun üzerine Duce tutuklandı ve çeşitli yerlerde mahkûmiyet hayatı yaşamaya başladı. Bir buçuk ay kadar sonra Alman komandolar tarafından dağlık bir bölgeden kaçırıldı ve Alman işgali altındaki kuzey İtalya’da kukla bir devlet olan İtalyan Sosyal Cumhuriyeti’ni yönetmeye başladı. Savaşın son bulmasının ardından Almanlara ait bir ceket ve miğferle İsviçre sınırından geçmek üzereydi ki, bir İtalyan partizanı tarafından fark edildi. Ertesi gün metresi Clara Petacci’yle birlikte partizanlar tarafından idam edildi ve cesedi Milan Meydanı’nda bacaklarından asılmak suretiyle sallandırıldı.

 

Abone ol

Sitemizdeki güncel içerikleri takip edebilmek için e-bülten listemize kayıt olun.

İlginizi Çekebilir
Daima izindeyiz...