Kitap Önerileri

Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi – James D. Watson , Çev. Can Everen Topaktaş / Say Yayınları

İçimiz dışımız ABD. Hangi taşın altını kaldırsanız ABD. 500 yıllık geçmişi ile bugün dünyanın egemen gücü olan bu ülkenin tarihi, adından bu kadar sıkça söz edilmesine karşın az biliniyor.

ABD tarihi aslında çağdaş dünyanın ve yaşamın tarihi. Ders kitabı yanında akademik düzeyde de çalışmalara imza atan James West Davidson bu kez yediden yetmişe herkesin anlayabileceği bir dilde insanlığın beş yüzyıllık çırpınışını masal, abartı çekimine kapılmadan öykülendiriyor.

Önce “Tarih Yazmak” konusuna değinen Davidson “Kısa tarih nasıl yazılır?” sorusuna yanıtla okuru tarih yolculuğuna çıkarıyor. İnsan odaklı yaklaşımla, tarihi yazan insanları anlatırken Davidson aslında insanı yazan tarihi anlatıyor ve yeni bir soru soruyor Davidson: “Tarih bizi yaşatıyor mu? Öldürüyor mu?”

Bunun sonucunda Kısa Amerika Birleşik Devletleri Tarihi çıkıyor ortaya. Yapıt, en son araştırmaların, arkeolojik buluntuların ışığında ulaşılabilen en eski dönemden ikiz kulelere saldırı yani 11 Eylül olaylarına kadar uzanan ABD tarihi. Davidson’a göre bu kitap Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşunun tarihini anlatmaktadır. Bu tarih beş yüz yıldan uzun bir süreye yayılan, olağanüstü bir hikâyedir. Bu bir ulusun çok çeşitli halkların yaşadığı bir kıtaya nasıl yayıldığını ve bu halkların özgürlük ve eşitlik ilkelerini temsil eden bir bayrağın allında nasıl birleştiğini açıklayan bir hikâyedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin resmi sloganı Latince ifade edilen ve “çokluktan birliğe” anlamına gelen “E pluribus unum”dur. Ülkenin bağımsızlığını ilan eden Kurucular vatandaşlarının, hatta tüm insanların eşit olarak yaratıldıkları ve “Yaşama, Özgürlük ve Refahlarını” arama haklarına sahip oldukları konusunda ısrar etmiştir. Aslına bakılırsa, bu özgürlük, eşitlik ve beraberlik idealleri gerçek hayattan son derece uzak olan peri masalları gibi görünmektedir. Nüfusunun bir kısmı evlerinden kaçırılıp köle olarak Amerika’ya getirilen yüz binlerce insandan oluşan bir ulus ne hakla özgürlükten bahsedebilir? Kurucular, ABD’de yaşayan insanların yarısı (kadınlar) erkeklerle eşit haklara sahip değilken nasıl eşitlikten bahsedebilir? Gerçek anlamda birlik ve beraberlik içinde olan bir ulus nasıl bu kadar çok farklı türden insanı bir arada barındırabilir? Bu insanların bazıları basit toplantı evlerinde, bazıları ise göğe uzanan ihtişamlı katedrallerde ibadet eden dindar insanlardı; diğerleri herhangi bir kiliseye mensup değildi.  Bazıları ülkeye yeni gelmişti ve tütün veya pamuk yetiştirerek zengin olmayı planlıyordu; diğerleri çeliğin üretildiği akkor fırınların yanında ter döken işçilerdi. Aralarında kendi onayları olmadan konan vergileri ödemeyi kabul etmedikleri için ellerindeki çayı limana döken kavgacı insanlar, adil ücret almak ve yaşam şartlarını iyileştirmek için sendika kuran işçiler ve bir ampul, daha iyi bir yağdanlık veya hareketli resimleri bir ekrana yansıtan bir makine icat etmek için uğraşan mucitler de vardı. Düşünürler milyonlarca insana nasıl gazete satılabileceği veya büyük şehirlerin nasıl daha yaşanılabilir hale getirilebileceği gibi fikirler üzerinde kafa patlatıyordu. Çok sayıda farklı insan vardı. O kadar farklıydılar ki, sizinle uzaktan yakından bir alakaları olmadığını düşünebilirsiniz! Yoksa var mıydı? Fark etseniz de etmeseniz de, tüm bu insanlar tarihinizin bir parçasıdır. Günün birinde hangi hikâyelere ihtiyacınız olacağını şimdiden kestirmek kolay değildir.  Hepimiz tarihi yaşayarak yazmayı umut ederiz.  Ancak tarihi ne kadar çok okur, yazar ve hatırlarsak, onu gerçekleştirdiğimiz eylemlerin hatırlarda iz bırakma ihtimalinin o kadar artacağını unutmamak gerekir.

Konsantre yani yoğunlaştırılmış ürünleri anımsatıyor kitap. ABD “yoğunlaştırılmış çağdaş dünya tarihi” kısa ama uzun bir yolculuğa çıkarıyor okuru.

 

Twitter

Daima izindeyiz...
%d blogcu bunu beğendi: