Hükümlüler – Hitler’in Ceza Taburlarıyla Tanışın

36. Waffen SS Tümeni’ne Mensup Askerler Varşova Ayaklanmasını bastırmaya çalışıyor. Doğu Avrupa’da terör faaliyetleri yürütmesi için özel olarak kurulan bu birlik dolandırıcılardan, çete üyelerinden ve azılı suçlulardan oluşuyor.

1945 yılına kadar 50.000’den fazla Wehrmacht mensubu asker ceza taburlarında görev aldı.”

Führer’in “Haydutları” diye de anılan Strafbattalion’lara mensup askerler çoğunlukla suçlulardan, katillerden, dolandırıcılardan ve çete üyelerinden oluşuyordu.

“Yürüyen hapishaneler” olarak tanımlanabilecek ceza taburlarının askerlerine daima en zorlu ve en riskli görevler veriliyordu. Zorunlu işçilik görevlerine atanmak bu askerlerin görebileceği en naif senaryoydu. Bu görevler haricinde ceza taburları çoğunlukla şok birlikleri olarak görev yapıyor ya da kaybedilmek üzere olan muharebelerde umutsuz durumu bir süre daha devam ettirmekle görevlendiriliyordu. Bazı durumlarda ise bir Strafbattalion’un tam mevcuduyla mayın tarlasına girmesi emrediliyor ve mayınların temizlenmesi amaçlanıyordu.

Nazi ceza taburlarının askerleri ve subayları rütbe gözetilmeksizin savaşırdı. Üniformalarında rütbelerini belirten herhangi bir işaret bulunmazdı. Yalnızca kollarında kırmızı bir üçgen amblem taşırlardı ve bu da onların ceza taburuna mensup olduğuna işaret ederdi. Taburlar doğrudan Alman askeri polisinden emir alırdı. Disiplin hat safhada ve oldukça sertti. Bu birliklere mensup askerler çoğu zaman gerekli donanım ve ekipmandan mahrum bırakılarak ateş hattında bulunurdu. Buna rağmen emirlere itaat etmeyen askerler en hızlı yöntemle idam edilirdi. Bununla birlikte ceza taburlarının kaderi yalnızca ölümle sınırlı değildi. Hükümlüler, cezalarını düzenli orduda da çekebilirlerdi. Ateş hattında üstün cesaret sergileyen askerler ise ceza taburlarından çıkarılır ve bundan böyle sıradan asker muamelesi görürdü.

İlk olarak, barış döneminde emirlere itaat etmeyen ya da askeri düzene uyum sağlayamayan askerlerin disiplin kazanmaları ve yeniden eğitilmeleri için kurulan ceza taburları savaşın son iki yılında, davaya olan inancını kaybetmiş ya da muhalif karakterdeki Alman askerlerinden oluşmaya başladı. 1945 yılına gelindiğinde 50.000’den fazla Wehrmacht askeri ceza taburlarında görev yapıyordu. Bu birliklere mensup askerlerden bazıları aşağıda görülebilir.

 

Ceza taburlarında görev yapan askerler neredeyse her zaman en tehlikeli görevlere gönderilirdi. Ancak bu muharebe ve çatışmalarda üstün cesaret gösteren askerler özgürlüklerini kazanabilirdi. (Fotoğraf Kaynağı: Alman Federal Arşivi)

Bewährungsbataillone 500

500. Ceza Taburu, bir diğer deyişle Bewährungsbataillone 500 ceza süresi kısa olan askerlerden oluşuyordu. Bununla birlikte, ağır cezalara çarptırılmış kişiler zaten mecbur kalınmadıkça hapishanelerde tutuluyordu. 1940 yılında kurulan bu birliğe atanan askerlerden ceza sürelerini dolduranlar farklı birliklere dağıtılıyordu. Diğer ceza taburlarının aksine Bewährungsbataillone’lara Alman askeri polisi değil, esaslı subay ve astsubaylar komuta ediyordu. Gene de 500. Ceza Taburu’ndaki hayat diğer ceza taburlarından pek de farklı sayılmazdı. Mücadele Doğu Cephesi boyunca devam ettikçe taburun zayiatı da arttı, ancak cesaret ve kahramanlık gösteren askerlerin de ceza süresi düşürüldü.

 

999. Tümen intikal etmeden önce Kuzey Afrika’daki savaş neredeyse sona ermişti. (Fotoğraf Kaynağı: WikiCommons)

999. Hafif Afrika Tümeni

1942 yılına gelindiğinde taze birlik sayısının az oluşu Wehrmacht’ı sivil hapishanelerde bulunan ve savaşa hiç de uygun olmayan mahkumları bünyesine dahil etmeye mecbur bıraktı. Mahkumlara, Bewährungstruppe 999 gibi birliklerde görev almak için gönüllü olmaları durumunda yepyeni bir başlangıç yapma hakkı tanındı. 28.000 kişiden kurulan tümen Kuzey Afrika’ya intikal ettiğinde bölgedeki savaş Müttefiklerin lehine neredeyse sona ermişti. Bu da yetmezmiş gibi neredeyse üçte biri siyasi suçlu olan ve Nazi rejimine en ufak bir sempati hissi taşımayan mahkumlar ilk fırsatta Müttefiklerin safına geçmek konusunda hiç tereddüt etmedi. Birlikten geriye kalanlar daha sonra Yunanistan’da ve Doğu Cephesi’nde görev yaptı.

 

Waffen-SS’e bağlı ve Alman hapishanelerinden toplanan askerlerin oluşturduğu 36. Piyade Tümeni 1944 yılında Varşova’da patlak veren isyanda adeta halkın üzerine salındı.

En Kötünün de Kötüsü

Oskar Dirlewanger ateşli bir Nazi rejimi savunucusu ve hüküm giymiş bir çocuk tacizcisiydi.

Diğer ceza taburlarının aksine, Waffen SS’e bağlı 36. Piyade Tümeni, mahkumlara ceza vermek ya da onları ıslah etmek için kurulmamıştı. Bilakis bu birlik, Almanya’nın en tehlikeli suçlularını ve psikopatlarını silahlandırarak, doğudaki işgal edilmiş topraklarda yaşayan halkı dehşete düşürmek ve sivil vatandaşları korkutarak yıldırmak için oluşturulmuştu. 

1940 yılında Heinrich Himmler’in emriyle kurulan birlik, ilk başlarda 300 kadar tecavüzcü, katil, hırsız ve (bunlar yetmezmiş gibi) kaçak avcılardan oluşuyordu. Birliğin komutanı bile çocuk tacizinden hüküm giymiş olan Oskar Dirlewanger’di. 45 yaşındaki fanatik Nazi subayı kısa zamanda birliğin mevcudunu 4.000 kişiye yükseltti.

Birlik, üniformaları verilip belli bir süre eğitildikten sonra Polonya, Belarus ve Doğu Avrupa’daki sivillerin üzerine salındı. Sonuçlar korkunçtu. Birliğin sıradan faaliyetlerini toplu katliamlar, işkenceler ve tecavüzler oluşturuyordu. Bir olayda, birliğe mensup askerler savunmasız sivillerin üzerine aç köpekleri salarak korkunç bir katliama imza attı. Kayıtlı bir başka faaliyette ise askerler strychnine kullanarak çocukları zehirlemiş ve bundan büyük keyif almışlardı. Dirlewanger Tümeni’nin faaliyetleri insanlık sınırlarını o kadar aşmıştı ki, bir kısım SS subayı olaylarla ilgili kaygı ve öfkelerini yüksek sesle belirtmeye başladılar. Ancak Oskar Dirlewanger’in sarsılmaz siyasi sadakati yüksek rütbeli Nazilerin bu birliği dağıtmasına engel oldu. Elde edilen raporlara göre 36. Piyade Tümeni 30.000’den fazla sivili korkunç yöntemlerle katletmiştir. Elbette kayıt dışı rakam da dahil edilecek olursa olayın vahameti katlanarak artacaktır.

Dirlewanger Alayı, 1943 yılında nihayet Kızıl Ordu’nun karşısına cepheye nakledildi. Birlik, o güne kadar çoğunlukla sivil vatandaşları ve savunmasız insanları avladığı için savaş deneyimi oldukça azdı. Doğal olarak Kızıl Ordu karşısında gücünü hızla yitirdi ve mevcudu birkaç yüz kişiye kadar düştü. Ancak 1944 yılında Alman hapishanelerinden taze mahkumlar getirildi ve tam zamanında donatılan birlik Varşova’daki isyanı bastırmak üzere görevlendirildi. Polonya’nın Wola bölgesinde gerçekleşen ve “Wola Katliamı” olarak adlandırılan hadisede, birlik 500 kadar genci süngüleyerek ve makineli tüfekle delik deşik ederek yeni bir vahşete daha imza attı.

Dirlewanger Tümeni, Sovyetlerin yapacağı son taarruz öncesinde 1945 yılında  Almanya’nın savunulması için geri mevzilere çekildiyse de, Kızıl Ordu’nun akın akın gelmesi sonucu askerler bir bir firar etmeye başladı. Birlikten geriye kalanlar da 1 Mayıs’ta Halbe Cebi’nde yapılan muharebede tamamen yok edildi ve savaştan ancak 700 mensubu sağ çıkabildi. Dirlewanger’in kendisi de 17 Nisan 1945 tarihinde ağır yaralanmıştı. Savaşın sona ermesinden bir ay sonra Fransız askerler tarafından sivil kıyafetler içinde yakalanan Dirlewanger Almanya, Altshausen’de bir hapishanede tutulmaya başladı. Kayıtlara göre yaralarından kaynaklanan komplikasyonlar sonucu hayatını kaybetmiştir ancak yaygın inanış Polonyalı bir grup tarafından ölene kadar dövüldüğü şeklindedir.

 

Kaynak: Condemned Men – Meet Hitler’s Penal Battalions, Military History Now, 29 Temmuz 2013

Çeviren: Barbaros Uzunköprü

 

Abone ol

Sitemizdeki güncel içerikleri takip edebilmek için e-bülten listemize kayıt olun.

İlginizi Çekebilir
Daima izindeyiz...