Hanna Reitsch: Hitler’in Süper Silahlarını Uçuran Kadın

Yazar : Sven Felix Kellerhoff Çevirmen : Anıl Uçar

Uçmak, sadece uçmak… Hanna Reitsch’ın (1912-1979) hayatı her zaman uçmakla ilgili oldu. Fotoğrafta, Alman Planör Kurumu’na ait bir deniz planörünün kokpitinde görülüyor.

Helikopterler, jet uçakları, roketler… Hanna Reitsch, kesinlikle gelmiş geçmiş en ünlü test pilotlarından biriydi. 1912 doğumlu kadın pilot, aynı zamanda bir Hitler hayranıydı.

Eğer bir kimseye “dünyanın en iyi havacısı” deniyorsa, bu ünü hak etmek için çok yetenekli olması gerekir. Hanna Reitsch kendisini bu sıfatla tanımlayıp tanımlamadığı bilinmiyor, ancak bilinen bir şey varsa, bu da onun meslektaşlarına ve tanıdıklarına olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu hissettirmesiydi.

Tecrübeli test pilotu Heini Dittmar, tanıştığı Reitsch hakkında sonradan; “Kasabaya yeni bir adam gelince, onunla birlikte olmadan rahat edemeyen kadınlar vardır. Hanna için bu yeni uçaklarda geçerliydi. Ne zaman bir prototip kullanıma uygun hale gelse, Reitsch onu uçurmadan sakinleşmezdi.” diyecekti.

 

Dittmar, 1000 km/s’nin Üzerine Çıkan İlk Pilottu

1942 Mayısının sonlarına doğru, Hanna Reitsch beklenmedik bir şekilde Messerschmitt Havacılık Firması’nın Augsburg’da bulunan uçuş testi tesisinde ortaya çıktı. Bu tesiste, henüz test aşamasında bulunan jet motorlu Me-162B avcı uçağının uçuş denemeleri yapılıyordu ve bu denemeler genellikle pilot Heini Dittmar tarafından gerçekleştiriliyordu.

Dittmar, 1941 yılının sonunda 31 yaşındayken ilk jet motorlu uçaklardan birisiyle saatte 1000 kilometre hızın üstüne çıkan ilk insan olmuştu. Şimdi ise, o dönemin öteki uçaklarından farklı şekilde “damla profil”(1) bir gövdeye sahip olan Me-162B’nin kullanıma hazır hale getirilmesinde görev alıyordu.

Hanna Reitsch’ın Augsburg’a gelmesi sert tartışmalara neden oldu. Dittmar üstlerini, onun projeye dahil olması halinde “Komet” (kuyruklu yıldız) adı verilen uçağın test uçuşlarını gerçekleştirmemekle tehdit ediyordu. Bu anlaşmazlık da yetenekli pilotları olmadan uçağın denemelerine devam etmek istemeyen Luftwaffe komutanlarını zor duruma sokuyordu.

 

Die deutsche Hanna Reitsch, Berlin-Deutschlandhalle’de 1938 Şubatı’nda dünyada ilk kez kapalı alanda helikopter uçurdu. Halkın, bu çift pervaneli, gürültülü araca ilgisi ise oldukça düşüktü.

 

Uçağın test edilmesiyle görevli 16. Erprobungskommando(2) birliğinin komutanı Wolfgang Spate, Hanna Reitsch hakkında kesin bir değerlendirmeye varmıştı: “Gururu, ne bizi eşit seviyede meslektaşlar olarak görmesine ne de tavsiyelerimizi dinlemesine izin vermiyordu. Kendisine göre o en iyiydi, o her şeyi biliyordu.”

O zamana kadar girdiği 79 it dalaşından zaferle çıkmış ve meşe yapraklı şövalye nişanıyla ödüllendirilmiş bir subay olan Spate, bir uzlaşma önerisinde bulundu: Dittmar ve 16. Erprobungskommando Komet’in testlerini Augsburg’da yürütmeye devam edecekti, Hanna Reitsch ise Regensburg’da bulunan Messerschmitt tesisine gidecek ve orada kendisi başka uçakların test uçuşlarını gerçekleştirecekti.

Böylece anlaşmaya varıldı, fakat 1942 Ekiminde Dittmar bir iniş sırasında kaza geçirdi. Bir buçuk yıl boyunca hiçbir uçuşa katılamayacak hale gelmişti. Bu olay, Reitsch’ı Me-162B’yi uçurabilecek tek test pilotu yapıyordu. Ancak ilk uçuşu, daha başlamadan Berlin’den iptal edildi.  Tam bilinmemekle beraber bunun sebebinin, onun hayatını hiçbir tehlikeye sokmamak konusunda üst makamlarca verilmiş emirlerdi.

 

Reitsch Küçükken de Havacılıktan Büyüleniyordu

 

Onu ileri çıkaran, uçurduğu uçak hakkındaki içgüdüleriydi, bu yetenek onu çoğu erkek olan meslektaşlarından ayırıyordu.

 

30 Ekim 1942’de, Reitsch bir planörü indirmeye çalışırken yere çakıldı. Anlattığına göre, bayılmadan önce yere düşmesinin sebebini anlatan bir kroki çizmişti, çünkü durumu en iyi kendisinin tasvir edebileceğini düşünüyordu.

Ancak kendisinin anlattığı bütün olaylar gibi bu anıya da dikkatle yaklaşmalı, zira anılarını anlattığı iki kitabı da (Uçmak: Hayatım ve Yükseklik ve Derinlik) gerçek ve kurgu arasında gidip gelmektedir. Bu yüzden onun hakkında anlatılan en güvenilir hikâyeler, onun ağzından çıkmayanlardır.

Sadece onun hakkında anlatılanlar dahi, onu 20. Yüzyılın en ilginç kadınlarından birisi yapmaya yeter. 29 Mart 1912’de Schleissen’da doğan Reitsch, her pilota kahraman gözüyle bakıldığı ve her uçuşun bir cesaret gösterisi olarak nitelendirildiği küçüklüğünden beri havacılıktan adeta büyüleniyordu.

 

Reitsch’ın Test Pilotu Oluşu

İyi halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Hanna, Gymnasium’dan mezun oldu ve tıp eğitimine başladı, aynı zamanda da planör ve uçak uçurma eğitimi alıyordu. Özellikle planörlere olan yatkınlığı çok geçmeden fark edildi ve pilotluk sınavını geçmesinden henüz bir sene geçmeden kendisi de bir uçuş eğitmeni oldu. Havacılık tutkusuna daha çok konsantre olabilmek için de tıp öğrenimini sonlandırdı.

1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesiyle Almanya’da havacılıkla ilgili ne varsa yeni kurulan Havacılık Bakanlığı tarafından müthiş bir hızla denetlenmeye ve geliştirilmeye başladı. Henüz 22 yaşında olan Reitsch da özel yetenekleri sayesinde Darmstadt’da bulunan “Almanya Planörcülük Geliştirme Kurumu” için test pilotu olarak çalışma fırsatı bulabildi. 3 yıl sonra da yeni kurulan Luftwaffe’de çalışmak için Rechlin’e gitti.

Rechlin’de çoğu avcı ve pike bombardıman uçağı olmak üzere sayısız prototipin test uçuşlarını gerçekleştirdi. Hemen hepsi erkek olan meslektaşlarının arka planda kalmaları ve halk tarafından tanınmamaları durumu, Hanna Reitsch ve rakibi Melitta von Stauffenberg için hiç de geçerli değildi.

 

Politikayla pek alakası olmamasına rağmen, Nazilerin propagandasına alet edilmesine sesi çıkmadı, çünkü bu şekilde birçok fırsatlar elde edebiliyordu.

 

Alexander Graf von Stauffenberg’ in(3) karısı ve Reitsch’dan 9 yaş büyük olan Melitta von Stauffenberg’in başarılarının temelinde aldığı sağlam mühendislik eğitimi yatıyordu. Reitsch ise, uçaklarla ilgili çalışmalara yeteneği, uçuş sırasındaki içgüdüleri ve havadaki durum hakkındaki sezgileri ile katkı sağlıyordu.

“Melitta’nın olağanüstü bir havacı olduğu zaten gözler önündeydi”  diyor onun hakkında bir biyografi yazan Thomas Medicus ve ekliyor: “Hanna Reitsch ise sayısız meslektaşının ve çağdaş havacılık uzmanlarının görüşlerine göre diğer bütün pilotları gölgesinde bırakan istisnai bir yetenekti. Bu yüzden her ikisi de III. Reich’ın en önemli propaganda figürlerinden biri haline gelmişti.”

Reitsch hiçbir zaman NSDAP üyesi olmadı, fakat –Hitler Hareketi’nin dayanak noktalarında birisi olan- katı ırk politikası hariç nasyonal sosyalist ideoloji tümüyle aklına yatıyordu. Goebbels tarafından propaganda için kullanılıyor ve karşılığında ülkenin her yerinde değişik uçuş deneyimleri yaşamak fırsatını buluyordu.  

 

Reitsch Belki de İntihar Silahlarının Kullanımını Önermişti

Hanna Reitsch, aynı zamanda bir helikopteri kapalı alanda izleyenlerin önünde kullanan ilk insandı: 19 Şubat 1938 tarihinde Focke-Wulf Fw-61 model bir helikopteri Berlin’deki Deutschlandhalle’de 20 kere havalandırdı. Fakat Luftwaffe Silahlanma Genel Müdürü Ernst Udet’in ümit ettiğinin aksine, halkın tepkisi çok zayıf oldu: iki kanadına da birbirinden ters yöne dönecek şekilde pervaneler takılmış bu araç, çok gürültülüydü ve tozu dumana katıyordu, kesinlikle coşku uyandıracak bir durumda değildi.

İkinci Dünya Savaşı boyunca Reitsch, aralarında Messerschmitt Me-262 jet avcı uçağı da olmak üzere sayısız Alman uçağının geliştirilmesi için çaba harcadı.

Onunla aynı dönemde yaşayanların hatıralarına inanmak gerekirse, insanlık için utanç verici araçlarla da ilgilendi. Anıları pek de güvenilir olmayan ünlü SS subayı Otto Skorzeny’nin anlattıklarına göre, Reitsch tarihin ilk füzesi olan V-1’in insanlı versiyonlarının da intihar silahı olarak kullanılmasını önermişti. Reitsch daha sonra bunu yalanladı, ona göre bu öneri Skorzeny’nin kendisinden çıkmış, daha sonra Skorzeny bunu onun üzerine yıkmıştı.

Resmi adı Fieseler Fi-103 olan V-1 füzelerinin insanlı modellerinin de bulunduğu bugün bilinmektedir. Bunlara “Reichenberg Gerat” (Reichenberg Cihazı) kod adı verilmişti. Aslen Hanna Reitsch gibi test pilotları tarafından deneme amaçlı kullanılması düşünülmüştü. Kamikaze olarak kullanılmaları fikrinin ne zaman ortaya çıktığı belli değil, fakat 1944 Şubatında Reitsch bu fikri Adolf Hitler’e sundu. Fikir Hitler’de çok büyük bir etki yaratmadı, yine de bu silah için bir deneme birimi oluşturuldu. Bu birime verilen kod adı ise, silahın kullanım şeklini niteliyordu: “Fedai”.

Benzer bir silah, bir uçan bomba, Japonlar tarafından Yokosuka MXY-7 “Ohka” ismiyle kullanılıyordu, fakat insanlı bir V-1 füzesi asla savaş amaçlı kullanılmadı. Buna karşılık, Luftwaffe’nin başka intihar birlikleri vardı: “Sonderkommando Elbe” (Elbe Özel Hava Birliği) 7 Nisan 1945’de bir Amerikan bombardıman filosuna saldırdı ve 23 uçağı “çarparak” düşürdü. Saldırıda 40 Alman uçağı düşürülmüştü, daha sonra bu birlik ağır kayıplardan dolayı dağıtıldı.

Hanna Reitsch ise 25 Nisan 1945’de farklı türde bir görev almıştı. Hitler Luftwaffe’den Generaloberst(4) Robert Ritter von Greim’ı Berlin’deki sığınağına çağırmıştı. Führer, Hermann Göring’in “ihanetinden” sonra yeni bir Luftwaffe Komutanı’na ihtiyaç duyuyordu.

 

Hitler’in Son Ziyaretçisi

Greim’ın karadan tamamen kuşatılmış olan Berlin’e havadan girmesi gerekiyordu. Kendisinin de yetenekli bir pilot olmasına rağmen onu bir Fw-61 helikopterle Berlin’deki Şansölyelik Binası’nın avlusuna indirecek kişi bir uzman olmalıydı: Hanna Reitsch.

 

Reitsch, fotoğraftaki Fieseler Storch ile 26 Nisan 1945’de tamamen Kuşatılmış olan Berlin’in ortasına indi.

 

Reitsch görevi hemen kabul etti. İlk önce bir Junker Ju-88 ile Rechlin’e uçtular, oradan da iki kişilik hızlı bir avcı uçağı olan Focke-Wulf Fw-190 ile Berlin-Spandau’da bulunan Gatow Havaalanına gittiler. Burada hiç helikopter yoktu, bu yüzden Greim ve Reitsch yollarına hafif bir uçakla, bir Fieseler Storch ile devam ettiler. Bu uçağı Greim bizzat kendisi kullanıyordu, Reitsch ise yardımcı pilottu.

Ancak uçak Grünewald üzerinde yerden ateşe maruz kaldı ve Greim omzundan yaralandı. Hanna Reitsch hemen dümene geçti ve hasarlı uçağı Charlottenburger caddesine indirmeyi başardı. İnişte uçağın her iki kanadı da kırıldı, ancak Reitsch ve Greim Führer’in sığınağına ulaşabildiler.

 

Reitsch’ın Nazilerle Bağlantısı Olmadığına Hükmedilmişti

Reitsch, Hitler’in sığınağına gelen son ziyaretçi olmuştu. Yaralı Greim Generalfeldmarschall’liğe terfi etti ve Luftwaffe’nin başına atandı, hâlbuki Luftwaffe’nin artık hemen hiç gücü kalmamıştı. Reitsch hem onunla ilgileniyor, hem de sığınaktaki garip atmosferi inceliyordu. Kısa süre sonra Luftwaffe’nin yeni komutanıyla birlikte bir Arado Ar-69 ile Berlin’i terk etti.

 

Hanna Reitsch, Berlin’e giderken yanında Göring’den sonra Luftwaffe komutanı olarak atanan Generaloberst Robert Ritter von Greim’ı da götürmüştü.

 

1945’den sonra Hanna Reitsch Hitler’e yakınlığı ve nasyonal sosyalist propagandadaki rolü nedeniyle uzun süre tutuklu kaldı. Fakat daha sonra kendisinin sadece havacılıkla ilgili olduğu ve politik açıdan masum olduğu konusunda inandırıcı bulundu ve 1947’de Nazilerle bir bağlantısı olmadığına hükmedildi, oysaki Reitsch asla III. Reich’dan uzakta bir davranış sergilememişti. Sivil test pilotu olarak ikinci bir hayata başladı. Ünlü pilot, 1979 yılında 69 yaşındayken kalp yetmezliğinden dolayı hayatını kaybetti.

 

Hanna Reitsch III. Reich’a asla mesafeli durmadı. 1969 yılında “Die Luftschlacht von England” filminin galasında, demir haç madalyasını takmıştı.

***

Çeviri Notları:

(1): Damla profil, uçaklarda sürat ve çevikliği arttıran bir kanat-gövde yapısıdır.

(2):Erprobungskommando, İkinci Dünya Savaşı döneminde Alman uçaklarının prototiplerini test eden birliklere verilen ad.

(3): Alexander Graf von Stauffenberg, Alman diplomat ve tarihçi. Hitler’e karşı yapılan darbe girişiminin önde gelen isimlerinden Claus Graf von Stauffenberg’in de kardeşiydi.

(4): Generaloberst, Nazi Almanyası’nda mareşal ve orgeneral arasında kıdemli orgeneral anlamında bir rütbedir.

Abone ol

Sitemizdeki güncel içerikleri takip edebilmek için e-bülten listemize kayıt olun.

İlginizi Çekebilir
Daima izindeyiz...