> İkinci Dünya Savaşı Kısa Okuma

Bir Stalingrad Efsanesi: Pavlov’un Evi

Pavlov’un Evi (Rusça: Dom Pavlova) Stalingrad’da bulunan (günümüzde Volgograd) ve Stalingrad Muharebesi sırasında Alman kuvvetlerinin ele geçirmek için büyük çabalar sarf ettiği bir apartmandır. Adını, binayı önce ele geçiren, müteakiben iki ay boyunca da 6. Ordu’suna bağlı birliklerin taarruzlarına karşı müdafaa eden bir takım askerin kumandanı Başçavuş Yakov Fedotoviç Pavlov’dan almıştır. “Pavlov’un Evi” ismi muharebe esnasında binadan dönen bir sıhhiyenin nereden geldiği sorusuna “Pavlov’un evinden” cevabını vermesiyle ortaya çıktı. İsim 13. Muhafız Tümeni içinde kısa sürede kabul gördü ve savaştan sonra da kullanılmaya devam etti. Pavlov’un Evi günümüzde anıt olarak durmaktadır.

Söz konusu ev, Pensenskoy Caddesi no:61’de (günümüzde Sovyetskaya Cad. No:39), Stalingrad’ın merkezinde bulunan, Volga’nın kıyısına doğru bakan, arka cephesinden 9 Ocak Meydanı gözüken bir binadır. Savaştan önce ayrıcalıklı konumundan dolayı binada şehrin ileri gelenlerinden kimseler ve yüksek rütbeli subaylar otururdu.

Muharebe

Stalingrad’ın içindeki son savunma hattını 13. Muhafız Tümen tutuyordu ve hat Pensenkoy Caddesi’nde 9 Ocak Meydanı’ndan (günümüzde Lenin Meydanı) Krutoy’a kadar uzanıyordu. Meydanın doğu ucunda boş bir şekilde duran binaya “Sovyetler Evi” veya “Amirler Evi” de deniyordu.

Ev ilk defa 1942 Eylül’ü Wehrmacht tarafından saldırıya uğradı ve bu ilk saldırıda ele geçirildi. 23 Eylül 1942’de Başçavuş Yakov Pavlov’un emrindeki hücum kıtasının el bombaları kullanarak icra ettiği bir taarruzla bombalardan dolayı ağır hasar görmüş, boşaltılmış bina tekrar ele geçirildi ve Alman askerleri mevzilendikleri yerden atıldılar. Almanlar açık bulunan meydan istikametinden çekildiler, çoğu bu sırada keskin nişancılar tarafından öldürüldü. Fakat çatışma sırasında yaralanan selefinin yerini alan Pavlov’un komuta ettiği takımın mevcudu da 4 kişiye kadar erimişti: Pavlov, Gluşçenko, Aleksandrov ve Çernogolov. Binanın alındığı haberini alaya ulaştıracak haberci bir Alman karşı taarruzu yüzünden alaya gidemedi, haber ancak 29 Eylül’de gönderilebildi. Haberin ulaşmasından sonra takviyeler geldi. 42. Muhafız Alayı Komutanı Albay Yelin, Soleçnaya Caddesi’ndeki Sabolotnov Evi’nin ve Pensenskoy Caddesi’ndeki Pavlov’un Evi’nin kale gibi tahkim edilmesini emretti. Hiç zarar görmemiş Sabolotnov Evi aynı adı taşıyan Teğmen Sabolotnov tarafından savunuluyordu, teğmen ertesi gün hayatını kaybetti. Pavlov’un Evi artık, Teğmen Afanasyev’in emrindeki; havan topları, makineli tüfekler ve tanksavar silahlar ile donatılmış 25 asker tarafından savunuluyordu. Çevresi bir mayın tarlası ve dikenli tellerle kuvvetlendirildi. Havan topları ve makineli tüfekler belirli pencerelere yerleştirildi, alay karargâhının bulunduğu Grudinin Değirmeni boyunca uzanan siperlerle yapılan muhabere ve ikmâli kolaylaştırmak için bodrum ve zemin katın bazı duvarları yıkıldı. Bunlara rağmen mühimmat ve erzak oldukça azdı, üstelik ev gece gündüz Alman ateşine maruz kalmaktaydı. Nadiren yaşanan çatışma aralarında vakit, gramofondan müzik dinleyerek geçiriliyordu. Her gün Alman taarruzları müdafaanın ateş gücüyle kırılıyordu.

Pavlov’un Evi’nin krokisi.

Devam eden kuşatma esnasında Alman tankları Pavlov’un Evi’nin zayıf noktalarını keşfetme fırsatı bulamıyorlardı. Muhafız Tümeni askerleri caddeyi ve 250 metre mesafedeki Volga’ya çıkan yolu başarıyla korumaktaydı.

1942 Ekim’i ortasında Pavlov’un Evi’ne karşı yoğun bir taarruz başladı. Taarruzun amacı kuzeydeki endüstri bölgelerinde muharebeyi sonlandırmaktı. 9 Ocak Meydanı’ndan tanklar binaya doğrudan saldırıya geçtiler ancak tanksavar silahlarla püskürtüldüler, taarruza kalkan piyade de makineli tüfek ateşiyle durduruldu. 3 haftadır bütün saldırılara göğüs geren Pavlov’un adamları tekrar zemin katta toplanabildiler. Sürekli ateş açılması ve keskin nişancıların açık alanlara hakim olması sebebiyle ölenleri gömmek mümkün değildi, cesetler sürekli çatışma halinde bulunan evin etrafında çürümekteydi. Alman tankları toplarının sınırlı dönme kabiliyeti yüzünden pencerelerdeki tanksavar silahlarla gerektiği gibi mücadele edemiyorlardı. Binanın içine hapsolmuş askerler, tüneller ve ikmâl siperleri aracılığıyla ihtiyaçlarını tedarik ediyordu. Bazen askerler tünellerden meydanın açık alanına çıkıp vur-kaç taktiğiyle Alman tanklarına yakın mesafeden saldırılar düzenliyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda geçen ünlü FPS oyunu Call of Duty’nin “Pavlov’un Evi” temalı en zor bölümü.

Pavlov’un Evi aynı zamanda 62. Ordu’nun haberleşmesi için yönlendirme görevi de görmekteydi: “Pavlov’un Evi’nin 200 metre batısında tank görüldü.” Jukov’un “deniz feneri” adını taktığı Başçavuş Pavlov, Stalingrad’ın merkezindeki son köprü başları arasında merkezi bir rol oynamaktaydı.

En ünlü Sovyet keskin nişancılarından Anatoli Çehov sık sık Pavlov’un Ev’nin çatısından Alman hedeflerini vuruyor ve siperler sayesinde gizlice Grudinin Değirmeni’ne dönebiliyordu.

Pavlov’un evindeki Kızıl Ordu mensupları ve bodrum katında kalan siviller Sovyet birliklerinin 25 Kasım’da kaydetiği ilerlemelerle serbest kaldılar. Almanların Pavlov’un Evi’ni top ve hava bombardımanlarıyla yerle bir etmek yerine Ludendorff prensibine dayalı, sürekli tekrar eden cephe taarruzlarıyla ele geçirmeyi denemelerinin sebebi bugüne kadar açığa çıkmamıştır.

Antony Beevor’un Anlatımıyla Muharebe

İngiliz askeri tarihçi Antony Beevor ise, Stalingrad isimli kült çalışmasında Pavlov’un Evi’nden şöyle bahsetmektedir: “Kentin kuzeyindeki sanayi kesimine yönelik çarpışmalar sırasında, merkez semtlerde yerel saldırılar ve karşı-saldırılar biçimindeki ev çatışmaları sürmüştü. Stalingrad Muharebesi’nin en meşhur olaylarından biri tam elli sekiz gün süren ‘Pavlov’un Evi’ savunmasıydı.

Eylül sonunda 42. Muhafız Alayı’na bağlı bir müfreze, nehir kıyısından 300 metre kadar içerideki bir meydana bakan dört katlı bir binayı ele geçirdi. Müfrezenin başındaki Teğmen Afanasev’in daha çarpışmanın başında gözlerini kaybetmesi üzerine, komutayı Çavuş Jakob Pavlov devraldı. Bodrumda bulunan birkaç sivil çarpışma boyunca binada kaldı. İçlerinden Mariya Ulyanova savunmada aktif bir rol üstlendi. Pavlov’un adamları daha iyi haberleşmek için mahzen duvarlarını yıktı; makineli tüfekleri ve uzun namlulu tanksavar tüfekleri için daha iyi ateşleme noktaları oluşturmak üzere duvarlarda delikler açtı. Panzerler yaklaştığında Palov’un adamları mahzene ya da üst kata dağılarak, yakın menzilden çarpışma olacağı buluyordu. Panzer mürettebatları ise yeterince karşılık vermek için namlularını hareket ettiremiyorlardı. Çuykov daha sonraları Pavlov’un adamlarının öldürdüğü düşman asker sayısının Almanların Paris’i ele geçirirken verdiği kayıptan fazla olduğunu söylemekten büyük keyif alacaktı. Sovyetler Birliği Kahramanı ilan edilen Jakob Pavlov daha sonra eski adı Zigorsk olan Sergiyevo’daki manastırda Kirill adıyla başkeşiş oldu; Stalingrad’daki şöhretiyle hiçbir alakası olmayan dindarlık yönüyle geniş bir mürit kitlesi edindi.” (Beevor, Antony, Stalingrad, çev. Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, Ocak 2014, s. 209-210.)

Pavlov’un Evi’ni Savunanlar

Savunucuların sayısı hakkındaki veriler üzerinde varılmış kesin bir mutabakat yoktur, sayı muhtemelen muharebenin farklı fazlarında 24 ile 100 arasında değişmektedir. Ayrıca bodrum katında Alman bombardımanlarından ağır yaralanan 10 kadar sivil vardı. Hafif yaralılar ise evin müdafaasında askerlere yardımcı olmuşlardı.

Pavlov’un Evi, adları aşağıda verilen farklı uluslardan askerler tarafından savunulmuştur:

İSİMRÜTBESİLAHMİLLİYET
Yakov F. PavlovBaşçavuşMakineli tabancaRus
Vasili S. GluşçenkoÜsçavuş*Hafif m.tüfekUkraynalı
A.P. AleksandrovErHafif m. tüfekRus
N. Y. ÇernogolovErHafif m. tüfekRus
İvan F. AfanasyevTeğmenAğır m. tüfekRus
A.N. ÇermişenkoAsteğmenHavan topuRus
A.A. SobgaydaBaşçavuşTanksavar tüfekUkraynalı
İlya V. VoronovÇavuşAğır m. tüfekRus
YefremovErAğır m. tüfekRus
I.JhaitErMakineli tabancaBelirsiz
DovçenkoErAğır m. tüfekUkraynalı
T. I. GridinÇavuşHavan topuRus
A.I. İvasçenkoErAğır m. tüfekUkraynalı
V. M. KiselevErMakineli tabancaRus
N. G. MosiaşviliErMakineli tabancaGürcü
F. S. RomasanovErTanksavar tüfekTatar
V. K. SarayevErMakineli tabancaRus
I.T. SvirinErHafif m. tüfekRus
M. BondarenkoErHafif m. tüfekRus
P. DemçenkoErAğır m. tüfekUkraynalı
T. MursayevErTanksavar tüfekKazak
M. TurdiyevErTanksavar tüfekTacik
KamandayErTanksavar tüfekÖzbek
K. TurgunovErHafif m. tüfekÖzbek
ŞkuratovErTanksavar tüfekRus
SukbaErMakineli tabancaAbhaz
StepanoşviliErMakineli tabancaGürcü

 

Başçavuş Pavlov

1917 yılında doğup 1981’de hayatını kaybeden Yakov Fedotoviç Pavlov, 1938’de Kızıl Ordu’ya, Aleksander Rodimzev’in 13. Muhafız Tümeni’ne girdi. Başçavuş Pavlov Stalingrad Muhaberesi’nden sağ çıktı, 1944’te teğmen, Komünist Parti ve Komsomol** üyesi oldu. 8. Muhafız Ordusu ile Berlin’e girenler arasındaydı. Stalingrad Muharebesi ve Berlin’in ele geçirilmesi sırasındaki faydalarından dolayı 1945’te “Sovyetler Birliği Kahramanı” unvanıyla ödüllendirildi. Savaştan sonra Rus-Ortodoks Kilisesi’ne katıldı ve rahip oldu.

 

Sembolik Önemi

Pavlov’un Evi Stalingrad Muharebesi’nde ve 2. Dünya Savaşı’nda Sovyet direnişinin sembolü oldu. Blitzkrieg taktiği ile daha önce şehirleri ve ülkeleri kısa sürede aşan Wehrmacht, burada 2 ay boyunca tek bir viraneyi ele geçirmeye muvaffak olamamıştı. Paulus’un*** zihninde, Pavlov’un Evi ne pahasına olursa olsun ele geçirilmesi gereken bir kale gibi olsa gerekti. Savunma, propaganda için üstün bir güce karşı askeri bir ustalık eseri olarak gösterildi ve ağır biçimde kahramanlaştırıldı.

Savaştan Sonra

Günümüzde Pavlov’un Evi.

Bina savaştan sonra tekrar inşa edildi ve bugün hala apartman olarak kullanılmaktadır. Volga’ya bakan dış cephesine eski binanın taşlarından bir anıt dikilmiştir. Pavlov’un Evi savaştan sonra Çerkasovski Planı kapsamında kadın işçi tugayları tarafından tekrar inşa edilen ilk binalardandı. Mimar V.J. Maslyayev ve heykeltıraş V.G. Fetisov anma duvarının üstündeki yazıta; “Bu evin yapısında askerlerin kahramanlıkları ve işçilerin emekleri birbirlerine kaynaşmıştır.” yazısını geçirdiler.

Sovyet arşivlerinin açılmasından sonra elde edilen bulgularla beraber Pavlov’un Evi’nde yaşananlara ilişkin görüşler değişti. Taktiksel önemi büyük olan binanın Başçavuş Pavlov komutasındaki küçük bir keşif birliği tarafından ele geçirildiği, daha sonra bir makineli tüfek takımı ve tanksavar silahlarla takviye edildiği ve Sovyet savunma hattının belkemiğini oluşturduğu belgelenmiştir. Bu işleri yapan ise Teğmen Afanasyev komutasındaki 9 farklı ulustan 24 askerdi. Volgogradlı şair ve gazeteci Mihailoviç Beledin’e göre evin ismi “Pavlov’un Evi” yerine “Askerlik Şerefinin Evi” olmalıdır, zira Pavlov çatışmalar sırasında çoğunlukla yaralıydı ve savunma aslen Afanasyev tarafından yönetiliyordu. Sadece Pavlov “Sovyetler Birliği Kahramanı” unvanına sahip oldu, diğerleri önemsiz nişanlar aldılar ve binanın duvarında ebedileştirildiler:

“Bu ev Başçavuş Pavlov ve silah yoldaşları tarafından 1942 Eylül’ü sonundan itibaren müdafaa edilmiştir. Eylül 1942’den  Kasım 1942’ye kadar Lenin Nişanı sahibi 13. Muhafız Tümeni’nin 42. Alay’ının 3. Tabur’una mensup savaşçılar tarafından kahramanca savunuldu: Aleksandrov, Afanasyev, Bondarenko, Gluşçenko, Gridin, Dovçenko, İvasçenko, Kiselev, Mosiaşvili, Mursayev, Pavlov, Svirin, Sobgayda, Turgunov, Turdiyev, Chait, Çerngolov, Çemişenko ve Şapovalov.”

İvan Afanasyev 1951’e kadar Kızıl Ordu’da hizmet etti ve 1958’den itibaren Stalingrad’da yaşamaya başladı. “Askerlik Şerefinin Evi” adlı kitabında Afanasyev olayları kendi bakış açısından aktardı; mesela Pavlov’un evi ele geçirmesi sırasında evin zaten düşman işgalinde olmadığını yazar. Kitabın bölümlerinin çoğu sansür yüzünden çıkarılmak zorunda kalmıştır.

 

Notlar:

*:Üsçavuş, bizde tam muadili olmayan, çavuştan yüksek bir rütbedir.

**:Komsomol, Sovyetler Birliği Komünist Parti’sinin gençlik yapılanması.

***:Friedrich Wilhelm Ernst Paulus, Stalingrad’a giren 6. Ordu’nun komutanı Alman mareşal. Sovyetler tarafından esir edilmiştir.

 

Kaynakça:

  • Erwin Bekier: Als die Wolga brannte. Der Kinderbuchverlag, Berlin 1977, DNB 780329058,
  • Will Fowler: Schlacht um Stalingrad. Die Eroberung der Stadt – Oktober 1942. Wien 2006
  • William E. Craig: Die Schlacht um Stalingrad. Heyne, München 1991

Twitter

Daima izindeyiz...
%d blogcu bunu beğendi: